BAK! YILDIZ KAYDI. BI DILEK TUT

Whoa!

Text

Hepimiz bazen birileriyle o kadar yakınlaşırız ki dostluğumuzu ya da kardeşliğimizi hiç bir şey engellemiyormuş gibi görünür; bizi ayıran küçücük bir köprü vardır, hepsi o kadar. Ama tam sen bu köprüye adım atacakken sana şu soruyu sorsam: Bu köprüyü geçip bana gelir misin? İşte o anda artık bunu istemeyiverirsin; sorumu tekrarlasam öylece suskun kalırsın. O andan itibaren aramıza dağlar ve azgın nehirler girer; bizi ayıran ve birbirimize yabancılaştıran duvarlar örülüverir önümüzde ve bir araya gelmek istesek de artık yapamayız. Ama o küçücük köprüyü düşündüğünde, sözlere sığmayacak kadar büyüyüverir gözünde; yutkunur ve şaşar kalırsın.

hep kötü niyetimden kaybediyorum.: ♣

doksan:

sinek ikilisi

iki sinek, çok rahatsız edici gelmiyor mu size de? sistemci bakış açısına

ters açıdan çakar genelde sinek ikiler..

olmadık yerde çıkar, büyük işleri bozarlar. gelirse, kimse sevinmez.

gelmezse kimse yokluğunu hissetmez, ama işleri bozabilir.

hem de öyle böyle değil, amına…

(doksan-deactivated20130413 gönderdi)

Text

     Bu zaman aralığı. Tam tarih veremeyeceğim. Yalnızlığın kanıma dokunmaya başladığı  kısa zaman öncesinden şimdiye gelmek. Bu zamana gelirken neler düşündüm, şimdi ne düşünüyorum. Beş dakika öncesindeki ile şimdiki insan nasıl da farklı olabiliyor. Şaşılası şey.

Yalnızlıktan kopunca arsızlığa yaklaşıyorsun. Bilmediğin sular bunlar dikkatli ol yavrum. Sen ve çevrendekiler diye bir şey var artık. Çevrendekilere pek alışık olmasan da artık yanındalar ve beklentileri var. Yetersizliğin artık kendine değil. Bunu bil.

Giydiğin şeyler. Saçın. Ayakkabın. Tırnağını yiyip yememen hepsi onlara göre artık. Hoş geldin. Ayıp değil, kötü değil sadece yeni bir şey bu sana göre. Alışmak alışmamak sana kalmış. Kimseyi dinleme, dene ve öğren.

Hatalar. Yapmak olası yapmamak değil. Yapınca panik olmak gereksiz. Hatayı ve kötü sonuçları bir kez düşünmen bile yeter aslında panik yapmamaya. Ne kadar az korkarsan, o kadar az tehlikedesin. Bu her zaman böyle olmuştur.

Sonuçlar\ çıkarımlar ilk anda anlamlanmaz. Sonra sonra yer edinir sende. Şanslı olmak burada yeşerir insana. Şanslı olmak hakkını elde etmiş kimse isen güzel.

Başta ki seni düşünmek bir şey kazandırmaz ki sana. Olayı yaşayan o sendin zaten ki buralara geldin. Yani olaylardan sonraki sen, önceki an ki seni düşünmeye itti belki de. Yeter bu kadar iyi insan olman. Kafi.

Mutlu olmak ya da öyle gözükmek. Çok gerekli şeyler değil. Basit şeylere gülmeyi yeğlerim. Tespitlerle yapılan esprilere verdiğim önem, patates kızartmasına verdiğim önemle kıyaslanabilir. İzlediğim bir komik videoyu paylaşmaktansa ,ikinci kez izlemek tercihimdir.

Bu arada Lana Del Rey dinlemek iyi gelebilir, tersi de.

Text

     Sarılmaya çok fazla önem veriyorum galiba. Hani çok farklı anlamlandırmalar da bulunmuyorum ama başlı başına bir olay gibi. Çok az kişi gerçekten iyi sarılıyor. İnanmazsınız, sarılışını ezbere bildiğim insanlar var. Kendini sarılışıyla bende farklı düşündüren. 

Text

            Her şey akar.. Bilinçaltımı yakaladım sonunda. Bana soru sorsun istedim. Neden yerleştirdin bunca şeyi buraya diye kızsın istedim. Sormadı. Kızmadı. Bakıştık. Gülüşmedik. Sustuk.

            Bu yollardan tek tek geçtim. Ne nereye çıkar iyi bilirim. Kendime açıklama yapmadığım şeyler bu yolda hep. Anlayış… Ne güzel bi kelime. Anlaşıyorum bu aralar kendi haricimde ne varsa. Ne kadar da mükemmelim. Şu kelimeyi ne zaman kullansam hecelerim. Mük kem mel. Bunu kesin gezgin peltek satıcı bulmuştur. Nasıl olduğu hakkında fikrim yok, etimolojisiyle uğraşmayacağım. Umurumda da değil. Sadece mük kem mel işte. Demek istediğim tam anlamıyla mük kem mel. Küfreder gibi. Fazladan k harfini boşuna koymadım ben oraya. Mük kem mel!..

            Dilimin ucunda kıymık var gibi. Nereye dilimi uzatsam ikiye ayırıyorum. İyisini ve kötüsünü. Dişlerim genzimde toplandı, un ufaklar. Yutkunduğumda bi kez daha nefes alamayacakmışım. Bu benim hayalim. Yutkunmam. Kızarmam. Anlayışlıyım. Bu benim hayalim ve kendimi anlayabilirim. Her şeyi okumuştum noktasına virgülüne ünlemine. Üç noktaları bile doldurdum. Kelime arsızıyım. İsrafım büyük. Parmaklarımdan tutulmazsa şayet biteriz. Ben ve hayalim.

Yutkundum..

            Yepyeni sayfalar. Soğuk fakat bilindik bir mekanın sıcaklığı. Elde kalem yerine neşter. Öğrenciler heyecanla kadavrayı beklemekte. Bi şeyler aptalca burada. Mesela bu beyaz elbiseler ne? Sihirli parmaklar ve çok narin hareketler. İç burkucu.. Bu benim hayalim. Gönüllüyüm. Masada yatmaya, çırılçıplak olmaya razıyım. Sadece gözlerimi kapayın çok korkarım. Üşümeme müsaade edin. Yerime harfleri düzeltin. Beynimi tuza batırın öyle servis edin. Kimse düşünemedi ama ben düşündüm. Her şeyi içimde sakladım. Birden ayaklanır gülersem kimse şaşırmaz eminim. Çok umursamaz olduğum için midir bilmem demiş biri beni kırmaktan çekinmiyorlar. Evet. Çekinmemiş kimseler. Çekilsin herkesler. Servise hazırım. Beynim erimekte müsaade edin.

            Yıldızları severim. Hepsi sahte. Demek istediğim insanlar gibiler. Gördüğüm her şey eskinin izdüşümü. Sönmüşler ama hala parlaklar. Görünen o. Benim suçum değil milyon yıl önceki ışıklarının dünyaya şimdi ulaşması. Güneş bile 6 dakika. O battığından 6 dakika önce gitmiş aslında. Şakacı.. Anlamıyorsun. Kendimi anlatıyorum. Bu benim hayalim ve kendimi anlamalıyım. Kendime anlatamıyorum. Bok çuvallarına mahcup olmaktan bahsedip utandırmayacağım kimseyi, kendimi. Destedeki tüm kartları uçak yapıp fırlattım. Uçmadılar. Onlar uçmak için değiller. Ben uçamam. Ne olur birisi ayağımı yere değdirsin. Herkes küçülüyor, ben kayboluyorum. Sönüyorum ama görmüyorlar. Şakacı işte.. şakacı..

            Boşluklar doldurulur. Ben her nerede yoksam, olmamışsam, bana ihtiyaç duyulmamıştır. Yerim dolmuştur. Koşa koşa. Terbiyesizce. Saygısızca. Önüme geçerek. Omuz atarak. Hiçe sayılarak. Binilmiştir dolmuşa. Arkada atkısını ısıran yerine kazanan izlenmiştir. Ağzında salyalarıyla. Hayat bu. Kim vaat etti ki güzellikleri? Bunların hepsi benim hayalim ve ben ediyorum. Her şeyi siliyorum. Bir tuş. Alışıldığı gibi. Küçük bir çocuk gibi. Uçmayı beklerken yürüyemeyen. Herkes saklansın. Oyun oynuyoruz. Bu benim hayalim ve mükemmel olmalı, evet. Mük kem mel!..

            Kendimi bile öpemezken herkes çok uzakta kalıyor. Yetişemiyorum. Özlüyorum. Hiçi özler gibi. Tam olarak bu bile değildir demek istediğim. Boşluğun içine baktığında boşluk da senin içine bakar. O dairenin içindeki pencereleri ayna yaptım. Kendimi izliyorum. Delik deşik ettim. Anlayışına ihtiyacım var. Abartıya kaçtığım her paragraf, her cümle, her kelime, her hece ve her harf için özür dilerim ama ben buyum. Diyecek önemli bi şeyim olsa bile beceremem söylemeyi. Bilirim de söylemem. Kurşunla ölme merakı olan herkes için kadeh kaldırıyorum. Hayır ellerim bomboş ama yine de söylüyorum. Aptalsınız. Mük kem mel aptallarsınız.

            Yağmur yağdığında battaniyeler kirliydi. Her şey iç içe geçmeye meyilli sanki. Renkler birbirine benzemeye. Masumiyettir en erken kirlenen. Çitiledikçe eskiyen, umutla ilk günkü gibi göstermeye çalışılan, hiçbi zaman yenisi gibi olamayacak olan. Tırnaklarını yediğinde annen eline vurmaz. Türlü türlü hikayeler anlatamaz. Anlatsa ya. Sussam. Kanıtlamaya çalışacağım hiçbi şey olmasa. Barışsam. Anlayışlıyım herkese. Kendimle anlaşsam. Davul ve darbukanın kanlı sesinde oynamaya çalışsam. Beceremesem ama herkes eğlense.

Sessiz sakin kaybolduğu ve uzaklaştığı her ne varsa, ağlayarak uzaklaştıklarından daha çok acıtmış içini. Odasına aldığında o çok uzaktaymış. Baloncuk yapmayı severmiş. Çok büyümüş, utanmış yapmaktan. Mutsuzluğun anatomisini yazmış. Çok eğlenceli değilmiş. Kolundan tutup oyuna almaya çalışmayın çok güzel izler aslında. Ve çok güzel hayalleri var.

                                        Haziran başlamadan mayıs bitmeden…

Text

Some of the best sexual drinking games can be done either in an intimate setting with only you and your girlfriend or you can make it a party and have multiple people. The ten most commonly played sexual drinking games are:

  1. Nine cans of beer or the floor. In this game you will need about nine cans of beer per person, (NOTE: not everyone will finish this game) a shot glass and a time keeper. Every minute for 100 minutes you take a shot of beer. At first that may seem easy enough but when you add it up it comes out to about nine beers in just over an hour and a half. If you choose to not take a shot you do have an alternative. You may remove one article of clothing to be decided upon by a fellow player of your choice. This game is best played with people you trust as you may experience sever drunkeness or nudeness fairly quickly.
  2. Chutes and ladders. Yes even a simple children’s game is no longer safe. This game is very simple. Chose the shot of your choice. When you go up a ladder you take a shot, when you go down a chute you take off an article of clothing of your choice. 
  3. Flip Sip or Strip. This game is best played with at least three people. The first player flips a coin and calls heads or tells while it is in the air, if they call it correctly they pass the coin to the right and they are safe. If they call the coin incorrectly then they must choose either sip (take a shot) or strip (remove one article of clothing). The only catch is that you can not pick sip or strip more than two times in a row.  
  4. Go Fish. Very simply deal the deck like you normally would. Each player gets seven cards. When you ask for a card and are told :Go Fish” You must take a shot. If you ask for a card and receive the match then the person who you asked must take off an article of clothing. 
  5. High or Low . For this game you must have a dealer. The dealer will put down a card and you must guess if the next card will be higher or lower. If you are correct you get to tell one player of your choice to take a shot or remove an article of clothing of their choice. If you guess incorrectly then you must take a shot.
  6. Ice tray quarters. Color the top half of a double sided ice tray a different color from the bottom half. Play like you would normal quarters. Designate the four different compartments as 1 you take a shot, 2 someone of your choice takes a shot, 3 you remove an article of clothing, 4 someone of your choosing removes an article of clothing.
  7. Guess or strip. Each player is dealt one card which they cannot look at. Holding the card in front of you for everyone else to see you must guess which card you have. How many you are off is the number of shots you must take. The person who was the furthest off must remove an article of clothing. 
  8. James Bond. Turn on any James Bond movie. Every time someone says “James” drink two shots, when someone says “Bond” drink one shot. Every time someone says “James Bond” remove an article of clothing. 
  9. Aces. Put a deck of card in the middle of the table. Go around the table and each player draws one card. If you draw a black card you take one shot, a red card gets two shots. If you draw an ace, king, or queen of any color you remove an article of clothing.
  10. Thumb Master. Someone is designated the Thumb Master. thought the night you will place your thumb on the table and the very last person to see it has to either remove an article of clothing or take a shot, which ever you choose. They however become the new thumb master and this continues thought the night.

"

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan “Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?” diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin.
Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.
Sen, “Ama senin için şunu yaptım” derken o, “şunu yapmadın” diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması
gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. “Peki o ne yaptı” deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.
Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. “Acılara tutunarak” yaşamayı Öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu
hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki…. Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası….
Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini…

NAZIM HİKMET

"

- (via srknylmz90)
Kaynak: srknylmz90

Text

     ”Ama ikimizin arasında çok önemli bir fark var. Ben felsefeyi sizin için yaptığımı iddia etmiyorum, oysa siz Doktor, sizi motive eden şeyin bana hizmet etmek, acımı dindirmek olduğunu söylüyorsunuz.  Bunların insan motivasyonuyla uzaktan yakından alakası ilgisi yok. Bunlar rahiplere özgü propagandalarla kurnazca yönetilen köle zihniyetinin bir parçası. Daha derinlere inip motivasyonlarınızın kaynağını bulun! Hiç kimsenin bir şeyi sırf başka birisi için yapmadığını göreceksiniz.«İnsanın bütün eylemleri kendisine yöneliktir. Bütün hizmetleri kendisine hizmettir, bütün sevgisi kendisini sevmesidir.»

     Şimdi belki de sevdiğiniz insanları düşünmektesiniz. Ama daha derinlere inin, sonunda sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz:« Siz bu sevginin içimizde yarattığı duyguları seviyorsunuz! Siz arzuyu seviyorsunuz, arzu edilen şeyi değil.»

Text

     Hepimiz bazen birileriyle o kadar yakınlaşırız ki dostluğumuzu ya da kardeşliğimizi hiç bir şey engellemiyormuş gibi görünür; bizi ayıran küçücük bir köprü vardır, hepsi o kadar. Ama tam sen bu köprüye adım atacakken sana şu soruyu sorsam: Bu köprüyü geçip bana gelir misin? İşte o anda artık bunu istemeyiverirsin; sorumu tekrarlasam öylece suskun kalırsın. O andan itibaren aramıza dağlar ve azgın nehirler girer; bizi ayıran ve birbirimize yabancılaştıran duvarlar örülüverir önümüzde ve bir araya gelmek istesek de artık yapamayız. Ama o küçücük köprüyü düşündüğünde, sözlere sığmayacak kadar büyüyüverir gözünde; yutkunur ve şaşar kalırsın.

Text

onlar çok şeyi simgeler. en başta güveni. bedeninin en hassas parçalarını bilmediğin yollara emanet edersin, bilmediğin sert asfaltlara. belki o asfaltı yeni dökmüşlerdir, belki o kaldırımlarda cam kırmışlar, sönmemiş sigaralarını atmışlardır. o çimenler üzerinde ne tür böcekler vardır aslında bir bilsen. ama sen bir şey olmayacağına inanıp ayaklarını emanet edersin. güvenmezsin ama inanırsın. çelişki içindesindir.inanmak ama güvenmemek.

yürürsün inanarak. sadece ayaklarının altı pislenir o kadar. yerde ne kadar toz, ne kadar çamur, çer çöp varsa toplarsın. bu kadar sadece bu kadar. ne camlar keser ayaklarını, ne böcekler ısırır, ne de tam olarak sönmemiş sigaralar yakar. hiç biri olmaz bunların. inanmak yolun yarısı ya zaten sen bunu aşmışsındır.

daha kuvvetli basarsın inadına ayaklarını. daha sert. ne kadar zarar gelebilcekse hepsi gelsin istediğinden midir yoksa bak ben bu kadar inanıyorum ya da inanmaya çalışıyorum deyip güvenmek için temel atmayı denemenden midir ? Ben acıları toplamayı seviyorum ya benim sebebim bu, peki ya seninkisi ?

kol düğmeleri gibiyiz. iki küçük kol düğmesi bütün bir aşk hikayesi. iki düğme iki ayrı kolda, bizim gibi ayrı yolda… bitsin bu işkence kalsınlar bir arada… düğmeler gibi, bizim gibi. bizim gibi, ayrılırlar..

sana ayaklarını sert bas diyemem. çünkü daha bunu istemeden acı çekmene sebep olan bir sürü şey armağan ediyorum sana bu kadarınına hakkım yok. kimim ben sonuçta. fark bu işte. ben acılarıda sahipleniyorum. onların getirdiği sorumlulukları, sonları da alabilcek kadar cesurum.

anlamsızlaştırdığım bir şey yok aslında tam tersi anlam yüklemeye çalışıyorum her şeye. iyi veya kötü sebepler bulmaya.senin yaptığın gibi yapıyorum işte nedenler arıyorum bende artık. oysa daha önceleri bir nedeni yok yalnızca öptüm diyebiliyordum. ama illa nedenler gerekse bende onları aramaya başladım.

ama söylenecek söz yok.. Sadece;

çıplak ayaklarla gez her köşemde..